Alp Ustaoğlu yazdı: Raducanu’nun dönüşü ve yeni dünya düzeni!

Wimbledon’da üst turlara doğru ilerledikçe, performansıyla öne çıkan isimler de belli olmaya başladı. Turnuvanın gidişatı, final yollarını yavaş yavaş aydınlatmaya başlamış durumda…

Üç sene önce bir istisna oldu ve Emma Raducanu ortaya çıktı. Kadınlarda Amerika Açık’ı kazanarak İngiltere’yi çılgına çevirdi, o kadar ki Emma’yı Vogue, Marie Claire veya Tatler’de görmekten kortlara fırsat kalmıyordu. Sakatlıklar ve hayal kırıklıkları ile geçen 3 yılın ardından Raducanu tam da olması gereken yerde yani Wimbledon’da sahneye dönmüş görünüyor.

Elise Mertens ve Maria Sakkari gibi elit oyuncuları eleyen İngiliz oyuncu Londra’da 4. tura ve 2. haftaya kaldı. Kurası da fena olmayan Raducanu’yu sürpriz bir şekilde final haftasında görebiliriz. Britanyalı raket şu an için kesinlikle Londra’daki en büyük heyecanlardan birisi konumunda bulunuyor.

Kadınlarda pek çok favori isim turnuvadan sakatlık dolayısıyla çekildi özellikle Aryna Sabalenka’nın sırt ve omuz sakatlığı sebebiyle turnuvadan çekilmesi dengeleri çok fazla değiştirdi. Geçen senenin şampiyonu Marketa Vondrousova’nın ilk turda elenmesi gibi sürpriz sonuçları da dikkate aldığımızda kadınlarda elde kalan oyuncularda 4. tur itibariyle Coco Gauff ve Elena Rybakina şampiyonluk için bir adım önde görünüyor.

Erkeklerde ise yeni düzene alışmaya çalışıyoruz. Federer, Nadal ve Murray yok. Djokovic yeni diz operasyonu geçirdiği için hassas durumda, hal böyle olunca yıllardır 4 büyük tarafından gölgelenen gençler daha cesur bir şekilde ortaya çıkıyorlar. Artık her turnuvanın olağan şampiyonluk adayları Jannik Sinner ve Carlos Alcaraz 4. tura kendilerini attılar. Grigor Dimitrov da 2. haftaya kaldı, o da artık her turnuvanın olağan şüphelisi olacak. Geçen sene Paris’te basın merkezinde Yunan gazeteciler Stefanos Tsitsipas’tan şikayetçiydi, onunla ilgili hayal kurmuyoruz çünkü Tsitsipas’ta bir şeyler eksik diyorlardı, galiba haklılar çünkü Tsitsipas bu sene de Wimbledon’a erken veda etti. Andrey Rublev, Casper Ruud gibi ilk 10 oyuncuları da ilk turlarda elendiler.

Kuranın üst tarafında muhtemel Medvedev-Dimitrov 4. tur maçı ve sonrasında bu karşılaşmanın galibinin oynayacağı olası bir Jannik Sinner çeyrek finali şampiyonluk yolunu belli edecek gibi görünüyor. Bu yolun sonunda yarı finalde Carlos Alcaraz olduğunu düşünürsek bu seneki Wimbledon tek erkekler şampiyonunun bu dörtlü içinden çıkacağını söyleyebiliriz. Alexander Zverev ve Djokovic ise tablonun alt tarafında şampiyonluk mücadelesi verecekler ama sanki üst taraftaki profiller kupa için biraz daha şanslı görünüyor. İlerleyen turlarda Djokovic’in diz sakatlığı daha yüksek seviyedeki rakipler karşısında onu biraz zorlayabilir.

ÖNE ÇIKANLAR LİSTESİ

Wimbledon yönetiminin ön plana çıkardığı oyunculara biraz bakalım… Iga Swiatek bu sene kazandığı 5 turnuva şampiyonluğu ile en değerli tenisçi konumunda. Dün elenen Polonyalı oyuncu Wimbledon’a Roland Garros şampiyonu olarak gelmişti. Novak Djokovic ise çim zeminde % 86 galibiyet oranı ile yakalanması çok zor bir istatistik tutturdu, Djokovic’in ayrıca 7 Wimbledon şampiyonluğu bulunuyor. Ons Jabeur ise son 2 senenin Wimbledon finalisti olarak bu sene artık kupaya uzanmak istiyordu ama ancak 3. turu görebildi. Kariyerinde 1 tane de Amerika Açık finali olan Jabeur, kendi coğrafyasının spor tarihinde tüm ilkleri başarmış durumdaydı. Alexander Zverev ise yaşadığı ağır sakatlık sonrası 2024’te Avustralya Açık’ta yarı final ve Roland Garros’ta da final oynayarak bir başka öne çıkarılan tenisçi oldu.

ZORUNLU AYRILIK

İngiltere’nin yetiştirdiği en büyük tenisçilerden olan Murray, Wimbledon merkez kortta düzenlenen ‘Andy Murray Tribute’ organizasyonunda tüm seyircilere veda etti ve çok duygusal bir tören yaşandı. Vücudunun artık bırakmasını zorunlu kıldığı Andy Murray’nin Carlos Alcaraz veya Jannik Sinner ile karşılaşacağı bir final ikonik ve rüya gibi olurdu. 2 Wimbledon, 1 Amerika Açık ve 2 Olimpiyat altını ile toplamda 46 tekler şampiyonluğu bulunan Murray’in en büyük şanssızlığı Federer, Nadal ve Djokovic ile aynı döneme denk gelmesi oldu. Başka bir zamanda oynuyor olsaydı, şampiyonluk sayısı kazandığının üç katı olabilirdi.

IGA SWIATEK’TEN SÜRPRİZ ELENME

Tek kadınların şampiyonluk favorilerinden Iga Swiatek dün turnuvaya veda etti. Üçüncü tur karşılaşmasında Kazakistan adına raket sallayan Putintseva ile karşı karşıya gelen Polonyalı dünya 1 numarası raket, ilk seti 6-3 almasına karşın, sonraki setlerde 6-1 ve 6-2’lik setlerle geriye düştü ve rakibine 2-1 yenilerek organizasyondan üçüncü turda elendi. Bir başka favori isim Ons Jabeur da Ukraynalı Svitolina’ya 6-1 ve 7-6’lık iki setle mağlup olarak turnuva dışında kaldı.

Tek erkeklerde dün Alman Zverev üçüncü tur mücadelesinde Britanyalı Norrie ile karşı karşıya geldi. Turnuvanın 4 numaralı seribaşı ismi, 6-4, 6-4, 7-6’lık skorlarla 3-0’ı buldu ve adını dördüncü tura yazdırdı. 5 numaralı seribaşı Daniil Medvedev de Alman Struff’u 6-1, 6-3, 4-6, 7-6’lık setlerle geçti.

YILIN WIMBLEDON ZAMANI

İkonik bir turnuva olan Wimbledon’da yine beyazlara bürünmüş raketleri izlerken, bir yandan da gözümüz tribünde hangi ünlüleri göreceğimize çevriliyor. Ev sahibi ülkenin bakış açısından bu manzara içerisindeki eksiklik ise, başarının uzağında kalan sporcuları.

Tenisin en güzel dönemi iki haftalık süreyle yine Wimbledon ile Londra’da yaşanıyor. Bembeyaz giyinmiş dünyanın en iyi oyuncularını çim zeminde seyretmek ayrı bir keyif, onlara İngiliz gelenekleri eşlik ediyor.

Olayın seyirci tarafında kraliyet locası ise ayrı bir dünya, her gün kraliyet locasındaki seyircilerin kim olacağı günün en önemli sorularından biri oluyor. Bir bakıyorsunuz tribünde David Beckham oturuyor ve tüm ilgiyi üzerinde topluyor, neredeyse maçın önüne geçiyor.

Kültürü, değişken havası, yağmuru, turnuva sembolü olan eşsiz çilekleri ile Wimbledon herkese gerçekten bambaşka bir dünya sunuyor. Bu sene de Wimbledon’ı akredite yazar olarak takip ediyorum ve burasının medya organizasyonu olarak da dünyanın en iyilerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Tüm bu harika tabloda yıllardır bir eksik var, dünyanın en iyi tenis turnuvasını düzenleyen İngilizler Andy Murray dışında bir adalı şampiyon çıkaramadılar, bırakın şampiyon olmayı yıllardır neredeyse 3.tura gelmeden ortada İngiliz tenisçi kalmıyor. Ancak bu durum İngilizler için sadece tenis değil diğer spor dalları için de geçerli. Tarihine, gücüne ve ekonomisine ters orantılı biçimde İngiltere sporda istediği ve olması gereken seviyeyi bir türlü yakalayamıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir